En küçük fotoğraflar bile çok büyük farklar yaratabilir.

Bazı fotoğrafçılarda; “başka bir sosyal medya platformuna harcayacak zamanım yok,” ya da “Instagram’a ihtiyacım yok” gibi düşünceler oluşabilir. Ama bu tip kişiler Facebook gruplarında, 500px sitesinde ve Flickr’de fotoğraflarını paylaşırken saatlerini harcarlar. Bu bahsi geçen sosyal medya sitelerinde paylaşılan fotoğrafların, potansiyel müşteriler tarafından görülme olasılığı neredeyse sıfırdır. Bu kişilerin kazandığı takipçiler, beğeniler ve yorumlar diğer fotoğrafçılardan gelir; bir işverenden değil.

Ancak Instagram sayesinde çok daha geniş çaplı bir kullanıcı kitlesine ulaşmak artık mümkü. Hiç aklınıza gelmeyecek şekilde Instagram’ın size faydaları dokunabilir. Ayrıca Instagram’da varlığınızı oluşturmak için çok fazla zamana da ihtiyaç duymazsınız. Bu yazıda Instagram kullanmanın fotoğrafçılık işi ile uğraşanlara ne kadar da fazla avantajlı olacağını anlatacağız.

1. Instagram bir portföy değildir

Instagram’ı, en son çektiğiniz fotoğrafı paylaşmak ya da günlük tutacağınız bir anı defteri olarak kullanabilirsiniz. Potansiyel bir işverene denk geldiğinizde, en son çektiğiniz ama daha portföyünüze bile eklememiş olduğunuz fotoğrafları da Instagram üzerinden gösterme şansına sahip olursunuz.

Hatta sadece portföyünüze ekleyeceğiniz fotoğrafları da eklemek zorunda değilsiniz. Instagram’da paylaşmak istediğiniz içerikler konusunda tamamen serbestsiniz ve her şey yaratıcılığınıza ve hayal gücünüze bağlıdır. İlle de işiniz gereği profesyonel anlamda çektiğiniz fotoğrafları paylaşmak zorunda değilsiniz. Instagram hesabınız bir kartvizit görevi bile görebilir. Eğer bir müşteriye verecek kartınız üzerinizde yoksa tek yapmanız gereken kendisine Instagram profilinizin ismini vermektedir. Böylece bu potansiyel müşteri kolaylıkla Instagram profilinizi bulur, yayın akışınızı inceler ve gördüğü içeriklerinizi beğenirse profilinizi takip etmeye başlar ve belki de size iş bile verebilir.

Instagram sayesinde fotoğraflarınızı eğlenceli ve daha az resmi şekillerde dünya ile paylaşma imkanına sahip olursunuz. İnsanlar çoğu zaman, kamera arkasında olup bitenleri yansıtan fotoğraflara ve normalde sitenizde bulamayacağı daha basit küçük şeylere büyük ilgi duyarlar. Bu nedenle bu fırsatı asla kaçırmamalısınız. Yani insanların ilgi gösterdiği ve normalde sitenizde paylaşmayacağınız ya da portföyünüze eklemeyeceğiniz tipteki fotoğrafları Instagram profilinizde paylaşarak bu fırsattan mutlaka yararlanmalısınız.

2. Biyografinizi kısa ve anlaşılır tutun

Bir kullanıcının Instagram profilinizi ziyaret ettiğinde göreceği ilk şey kullanıcı isminiz ve biyografiniz olacaktır. İşte bu nedenden dolayı bu kısımlara fazla derecede özen göstermeniz gerekir.
Biyografi kısmı hazırlanırken iki çok önemli bilgi çoğu zaman ne yazık ki unutulur. Bunlar, email adresi ve konum bilgileridir. Biyografinizde email adresinizi yazdığınız zaman, diğer insanlarla ve hatta potansiyel işverenlerle iletişim kurmaya açık olduğunuzu göstermiş olursunuz. Ayrıca aynı bölüme konumunuzu yazarak da hangi şehirde yaşadığınızın bilgisini de diğer kullanıcılarla paylaşmış olursunuz.

Profilinizde Instagram tarafından referans alınan sadece iki faktör vardır. Kullanıcı ismi ve isim. Yani Instagram’da yer alan arama kısmında bir arama yaptığınız zaman hashtaglerle birlikte sadece bu iki faktöre göre arama sonuçları karşınıza çıkar.

3. Hashtagleri doğru şekilde kullanmayı öğrenin

Seçeceğiniz hashtagler, diğer kullanıcılara ulaşım kapasiteniz ve etkileşim oranlarınız üzerinde hem olumlu hem de olumsuz etkileri olan bir faktördür. Hashtagleri yanlış kullanırsanız gerçek kullanıcılar yerine botlardan gelen spam şeklindeki yorum ve beğeniler ile karşılaşırsınız.

Öncelikle #photographer (fotoğrafçı), #photography (fotoğrafçılık), #sunset (güneşbatarken) gibi çok sık kullanılan genel hashtaglerde kaçınmaya özen gösterin. Çünkü bu hashtagler adı altında her saniyede bir yüzlerce olacak şekilde toplamda milyonlarca fotoğraf paylaşılıyor. Bundan dolayı sizin bu hashtaglerde paylaşacağınız fotoğraflar, diğer kullanıcılar tarafından keşfedilene kadar yeni paylaşılan fotoğraflar arasında çoktan kaybolup gidecektir ve hiç kimse tarafından görülmeyecektir.

İyi seçilen bir hashtag, hakkında sıklıkla arama yapılan ama kapsamında çok fazla paylaşım yapılmayan şeklinde olmalıdır. Uygun bir örnek olarak, Instagram’da paylaştığı fotoğrafları Fujifilm fotoğraf makineleri ile çeken kişilerin kullandığı #fujifeed hashtagini verebiliriz. Ayrıca minimalist fotoğrafların paylaşıldığı #justelimage de gayet ideal bir hashtagtir. En yüksek kaliteli fotoğrafların paylaşıldığı çok belirli bir temaya ait olan bir hashtag olmadığı sürece; hakkında 250.000’den fazla fotoğraf ve video paylaşılmış olan bir hashtagi kullanmamanız önerilir.

#happiness (mutluluk) ve #love (sevgi) gibi sık kullanılan hashtaglerde spam görülür. Şirketlerini tanıtma amacıyla kurulmuş olan botlar, bahsi geçen popüler hashtaglerde paylaşılan içeriklere otomatik beğeni ve yorum atmak amacına göre programlanır. Fotoğrafınıza açıklama eklerken her iki kelimede bir hashtag kullanmayın. Mesela “İşte #İsviçre ziyaretim esnasında #fotoğraf ını çektiğim #güneşbatımı. Bu tip bir fotoğraf açıklaması asla eklemeyin. Bu tip içerikler, hem okunması çok güçtür hem de sizi şaka gibi gösterir.

Kullanmak istediğiniz hashtagleri içeriğin en sonuna ekleyin ve mümkün olduğunca 15 tane hashtag kullanmaya özen gösterin. Instagram bir içerik dahilinde en fazla 30 tane hashtag kullanmanıza izin veriyor ama bunların hepsini kullanmak içeriğinizi çöplüğe dönüştürebilir.

Tagsdock (iOS) ve Favtags (Android) uygulamalarını kullanın

Kendinize özel hazırlamış olduğunuz hashtaglerin takibini kolaylıkla yapabilmeniz için iOS cihazlara özel Tagsdock ya da Android işletim sistemine özel Favtags mobil uygulamalarını mutlaka kullanmanız önerilir. Kendi hashtaglerinizi ekleyerek kişiselleştirilmiş hashtag listeleri hazırlayabilir ve bu hashtagleri sonrası için tekrardan kullanıma hazır hale kolaylıkla getirebilirsiniz.

4. Tutarlı olun

Instagram’da bir izleyici kitlesi oluşturduğunuz zaman, bu kitledeki kişilerin sizden aynı tipteki içerikleri sıklıkla girmenizi bekleyeceğini sakın unutmayın. Örneğin sürekli olarak mimari fotoğrafları paylaşıyorsanız, farklı olarak bir portre fotoğrafı paylaştığınızda takipçilerinizden çok daha az etkileşim alırsanız sakın şaşırmayın. Bunun sebebi portre fotoğrafınızın kötü olması değil, oluşturduğunuz izleyici kitlesinin mimari fotoğrafçılığını beğenmesi ve sırf bu yüzden sizi takip etmiş olmasıdır.

Elbette ki bu, sadece bir tema dahilinde paylaşım yapmak zorunda olduğunuz anlamına gelmemeli. Tabii ki de farklı konulu fotoğraflar da paylaşabilirsiniz ama asıl önemli olan paylaşımlarınızdaki tutarı yakalamanızdır. Yaptığınız gönderimlerdeki dengeyi ve tutarı yakaladığınız anda fotoğraflarınız her zaman için olması gereken sayıda kişiye ulaşacaktır.
Profilinizi ziyaret eden diğer Instagram kullanıcıları sizi takip etmeye başlıyorsa bunun sebebi yayın akışında paylaştığınız fotoğrafları beğenmeleridir. Eğer profilinize gelen bir kişi, en son paylaştığınız 9 fotoğrafın farklı farklı konular altında karmakarışık olduğunu görürse tam olarak hangi konuya odaklandığınızı bilemez ve sizinle aynı şeylere ilgi duyup duymadığını tam olarak anlayamayacağı için sizi takip etmemeye karar verir.

Tutarlı bir Instagram profiline sahip olmak için içeriklerinizde aynı renk tonlarını ya da aynı boyut orantılarını kullanmaya dikkat edebilirsiniz.
Instagram hesabınızı gerçek dünyada yer alan fiziksel bir mağaza gibi düşünün. Mağazanın dış vitrinlerinde insanların dikkatini çekecek özenle seçilmiş fotoğraflar yer alıyor, mağazanın içerisinde ise daha da dikkat ve ilgi çekici fotoğraflar yeni kullanıcılar tarafından keşfedilmeyi sabırla bekliyor. Bir kişi sokakta giderken gördüğü bu mağazaya girmesine ya da mağazaya girmeden yürümeye devam etmesine etki veren faktör, o mağazanın dış görünüşü ve dış vitrinlerinde yer alan ürünlerdir. Aynı şey portföyünüz ve blogunuz için de geçerlidir.

5. Kare, yapay ya da dikey fotoğraflar arasında karar verin

Kare fotoğraflar ya da yatay veya dikey fotoğraflara karşı beyaz çerçeve eklenerek paylaşılan fotoğraflar arasında çok büyük farklıklar vardır. Tüm bu fotoğrafların kendilerine has artıları ve eksileri bulunmaktadır.

Kare fotoğraflar

Uygulaması açısından en kolay olan fotoğraf tipidir ve bu yüzden de insanlar kare fotoğraflara daha çok alışkınlardır. Ama insan psikolojisini göz önüne getirdiğimizde kare fotoğraflar profesyonel olarak kabul edilmiyor. Çünkü foto albümlerinde, galerilerde ve dergilerde hep dikdörtgen fotoğraflar görmeye toplum olarak çok alıştık. Bu alışkanlıktan dolayı kare formatında çekilen fotoğrafların da bir profesyonel fotoğrafçıya ait olacağını kabul etmek biraz zor olabiliyor.

Kare fotoğrafların avantajları: Fotoğraflar hem thumbnail hem de zoomlanmış versiyonlarında hep aynı kalır.

Kare fotoğorafların dezavantajları: Kullanıcının fotoğraflarını 1:1 boyut oranı ile sınırlandırır.

Dikey fotoğraflar

Dikey fotoğraflar gerçekten de harika görünüyor ama bir kullanıcının ekranının neredeyse tamamını kaplıyor. Bazı fotoğrafçılar dikey formatta kompozisyon oluşturmakta zorluk çekebilir. Ayrıca doğrudan fotoğraf makineniz ile çektiğiniz fotoğrafların boyut oranları Instagram’da paylaşıldıktan sonraki oranları ile farklılık gösterir. Bu nedenden dolayı çektiğiniz fotoğraflar biraz kırpılmış olarak Instagram’da paylaşılmış olur.

Dikey fotoğrafların avantajları: Göze harika görünür, boyutları kocaman ve detay dolu. Dikey şekilde çekilen fotoğraflar en yüksek çözünürlüğe sahip tipteki fotoğraflardır.

Dikey fotoğrafların dezavantajları: Thumbnail versiyonunun Instagram tarafından nasıl kırpılacağını kontrol etmek mümkün değil.

Yatay fotoğraflar

İnsan gözü, yatay fotoğraflarda kullanılan dikdörtgen formatındaki boyut oranını klasik fotoğrafçılık ile eşleştirdiği için, fotoğraflarını geleneksel olarak göstermek isteyen fotoğrafçıların tercih edebileceği yöntem olabilir. Yatay fotoğraflar, kare ve dikey fotoğraflardan biraz daha küçüktür.

Yatay fotoğrafların dezavantajları: Thumbnail versiyonunun Instagram tarafından nasıl kırpılacağını kontrol etmek mümkün değil.

Beyaz çerçeveli fotoğraflar

Beyaz çerçeveli fotoğraflar; profilinize uğrayan bir kullanıcının, sadece çektiği her fotoğrafı ekleyen normal bir kullanıcı yerine amatör ya da profesyonel fark etmeksizin gerçek bir fotoğrafçı olduğunuzu anlamasını sağlayan belki de en önemli faktördür. Bir sanatçı olarak çektiğiniz fotoğraf orantılarının önemini ve fotoğraf etrafındaki boş alanın ne kadar da gerekli olduğunu anlama kapasitesine sahipsiniz. Fotoğrafınızı beyaz bir çerçeve ile kapladığınız zaman dünyaya, fotoğrafınızın bu şekilde görünmesini istediğiniz mesajını vermiş olursunuz. Yani fotoğrafınıza nasıl bakılması gerektiğinin kontrolü sizin elinizde olur.

Beyaz çerçeveli fotoğrafların avantajları: Çok daha profesyonel görünmenizi sağlar. Fotoğrafın kırpılmamış versiyonunu görmek isteyen bir kullanıcı thumbnail üzerine tıklamak zorunda kalmaz.

Beyaz çerçeveli fotoğrafların dezavantajları: Regram edilme ve dergilerin Instagram hesapları ya da grupları tarafından yayınlanma şansınız düşer. Çünkü bu tip hesaplar beyaz çerçeveli fotoğraflar yerine sadece kare, yatay veya dikey fotoğrafları yayınlamayı tercih eder.

Sonuç olarak bu formattaki fotoğraf diğerinden daha iyidir diye kesin bir bilgi vermek imkansız. Dilediğiniz takdirde sadece yatay ve dikey fotoğrafları beyaz çerçeve ile birlikte paylaşabilirsiniz. Bu şekilde paylaşılan fotoğrafların thumbnailleri, Instagram tarafından kare şeklinde kırpılmaz. Fotoğraflarınızın boyut orantılarının Instagram tarafından sınırlanmasını ve otomatik düzeltilmesini istemeyenler için bahsedilen strateji oldukça idealdir.

Çok emek isteyen bir iş olduğu kesin ama alacağınız sonuçlar oldukça pozitif olacaktır. Hem iOS hem de Android için tasarlanmış olan Squaready uygulamasını kullanarak doğrudan cep telefonunuzun yardımı ile fotoğraflarınıza beyaz çerçeve ekleyebilirsiniz.

6. Gönderilerinizin ne zaman yayınlandığı çok önemli

Emeklerinizin karşılığını almak ve stratejilerinizin etkili olması için fotoğraflarınızı sık bir şekilde paylaşmanız gerek. Bir plan yapın ve bu plana uyun. Her gün ya da her üç günde bir paylaşım yaptığınızda elde edeceğiniz etkileşim oranları aynı olabilir. Ama bu plandan uzaklaştığınız gibi gönderilerinize gelen etkileşimler de azalmaya başlar. Birkaç gün fotoğraf paylaşmayı unuttunuz mu? O zaman paylaştığınız bir sonraki fotoğrafın etkisi çok daha az olacaktır ve doğal olarak daha az oranda etkileşim alacaktır.

İnsanlar, takip ettikleri bir kişinin içeriklerini kendi yayın akışlarında sürekli olarak görmeye çabuk alışırlar. Bu yüzden sürekli ve tutarlı ama aşırı sık olmayacak şekilde paylaşım yapın. Örneğin her 3 günde bir paylaşacağınız fotoğraf, çok daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşacaktır çünkü bu fotoğraf profilinizin en üstünde biraz daha uzun süre boyunca kalır.

7. Kibar olun ve diğer kullanıcılara cevap verin

Bu ipucu büyük bir ihtimal en fazla zaman harcamanızı gerektiren strateji olacaktır ama gerçekten çok önemli olduğu için mutlaka yapmalısınız. Çünkü sizi takip ediyor olsun ya da olmasın, her kim olursa olsun size bir yorum geldiği zaman bu yoruma cevap vermek, kibar ve düşünceli olduğunuzu gösterir. Yorumlara cevap veren kişiler, profillerine daha fazla kullanıcıyı çeker. Sonuç olarak bir kullanıcı gelecekte profilinizi tekrar ziyaret edebilir, hatta sizi takip etmeye de başlayabilir. En azından takipçilerinizi ve fanlarınızı, bir takipçi rakamı değil de bir insan olarak gördüğünüzü herkese göstermiş olursunuz.

Birbirine cevap atmak için bağlantı kurmanızı ya da arkadaş olmanızı gereken Facebook veya LinkedIn sitelerinin aksine Instagram tamamen açık bir sosyal medya platformudur. Bu nedenden dolayı potansiyel müşterileri biraz daha az resmi olan yollar üzerinden kendinize çekmek istiyorsanız, yorumlar yazmak uygulayabileceğiniz en iyi stratejilerden biri olacaktır. Hele ki günümüzde Instagram üzerinden yorum atmak, bir şirkete mail atmaktan çok daha fazla avantajlı bir yöntemdir ve iş bulma şansınızı artırır.

Emoji kullanmaktan çekinmeyin. Konu ile ilgili yapılan birçok araştırmaya göre, emoji yer alan yorumların diğer kullanıcılar tarafından fark edilme şansı bir hayli artıyor 😉. Belki de bu yazıdaki emojiyi fark ettiniz ve yazıyı hızlıca geçerken emojiyi gördüğünüz gibi durdunuz. Eğer gerçekten bu olduysa ne demek istediğimiz çok iyi anlaşılmış olacaktır.

8. Instagram’ın sunduğu görünürlüğünü yararınıza kullanın

Mobil bir dünya içerisinde yaşamaktayız. Bu nedenle potansiyel işveren bir fotoğraf editörünün, portföyünüz yerine Instagram profilinize denk gelmesi çok daha fazla olası bir durum. Portföyünüz ne kadar iyi referanslara sahip olsa bile fark etmez çünkü Instagram profilini keşfetmek çok daha basit.

Bunun en temel nedeni yanımızda hep bulundurduğumuz cihazlar üzerinden internette sörf yapmamızdır. Bu cihazlar akıllı telefonlar ve tabletler olabilir. Instagram, yeni yetenekler keşfetmek isteyen tonlarca müdür, şirket, marka ve ajans ile dolup taşmaktadır. Geçmiş ve gelecek işverenleriniz daha şimdiden Instagram kullanıyor olabilir.
Tam da bu yüzden Instagram’da ne kadar çok büyümeyi başarırsanız o kadar da çok fazla sayıda iş teklifi alırsınız. Bir influencer olarak başka yollarla iletişim kurulması imkansız olan büyük markalarla Instagram sayesinde bağlantı kurabilirsiniz.

9. İçeriklerinizi basit tutun

İnsanların dikkat aralığı daha önce hiç olmadığı kadar kısalmıştır. Hele Instagram platformu üzerinde bu dikkat süresi daha da kısadır. Yani Instagram kullanıcılarından upuzun açıklama yazılarını okumalarını beklemeyin çünkü okumazlar.

Bir insanın ortalama dikkat süresi 2000 yılında 12 saniye olarak hesaplanmışken, günümüzde bu süre 8 saniyeye kadar düşüş göstermiştir. Bilim adamları tarafından bir akvaryum balığının dikkat süresinin 9 saniye olduğuna inanılır yani günümüzdeki insanın dikkat süresi bir balığınkinden bile daha kısa.

Ancak bu durum, fotoğraflarınıza hiçbir şey yazmamanız için bir mazeret olarak gösterilemez. Örneğin bir fotoğrafçı muhteşem görünen bir binanın fotoğrafını paylaştığında bu binanın konumunu merak etmez misiniz? Ya da mimarının kim olduğunu? Mesela bu konum ya da binanın mimarı hakkında fotoğraf açıklaması içerisinde hiçbir bilgi verilmemesi çok üzücü. Kullanıcılar bu bina ile ilgili arkaplan bilgileri almak isteyebilir çünkü bu tarz genel bilgilere karşı da ilgi ve talep söz konusu.

Gönderileriniz ile ilgili yapacağınız açıklamaların kısa ve konu ile ilgili olmasına mutlaka özen gösterin.

10. Instagram’dan keyif almayı unutmayın

Bu adım portföy ve geleneksel networking stratejilerinin yerine geçemez. Instagram’dan keyif alın. Ne zaman içerik eklemek istiyorsanız o zaman paylaşım yapın ve hangi fotoğrafı paylaşmak istiyorsanız o fotoğrafı yayınlayın. Aşırı profesyonel davranırsanız kullanıcılar içeriklerinizden sıkılmaya başlayabilir. Bu yüzden onlara Instagram’da fotoğraflarınızı paylaşırken ne kadar da eğlendiğinizi yansıtmaya çalışın.